Gerçekten Ayrı Mı Dünyalarımız? (Aziz, 5.bölüm)

YAZAR : Şeyma BULUT 

Geçtiğimiz hafta Aziz’e büyük bir zaferle veda etmiştik. Birbirine inanan bir grup insanın Fransızlara karşı zaferiyle mutlu olduk. Bir zamanlar burnumuzun dibindeki bir şehirde yaşanan trajediye tanık olmak insanı hem üzüyor hem de bu mücadeleye tanık olmanın haklı gururunu yaşıyorum. Bir zafer mücadelesini izlemenin yanı sıra birbirinden apayrı dünyalara ait iki insanın yollarının kesişmesine, birlikte yeniden şekil almalarının aşamalarını adım adım izliyoruz. Her ne kadar bir taraf değişimi asla kabul etmese de…

Aziz’in Fransızlar karşısındaki başarıları beni mutlu etse de ne yazık ki iş sosyal ilişkilere geldiğinde sınıfta kalıyor. Efnan ve Aziz Maksude’nin doğum gününe davet edildiğinde, Aziz’in Efnan’a bakışında “Benim dünyamda ancak hizmet etmek için varsın!” bakışı beni çok ama çok rahatsız etti. Şimdi daha önce yetişmesi, anlayışı böyle diyordum ama Aziz de tıpkı amcası ve Dilruba gibi bakıyordu. Halbuki orada Maksude ve Nigar da vardı ama onlar hiç de rahatsız olmuşa benzemiyordu. Buradan da Aziz’in Efnan’ı görmesi için tırtıl halinin yetmeyeceği kanaatine vardım. Ne zaman ki Efnan’ın içindeki o cevher ortaya çıkar, Aziz de o zaman bu kızı görebilir bence aksi pek mümkün görünmüyor.

Aziz zaten öyle bir ruh halinde ki ne zaman Efnan’a bir adım fazladan atsa, birden içindeki kötü adam ortaya çıkıp, Efnan’ı yaralıyor. O zaman ben de içimden uzak dur be adem diyorum. Uzak dur da kızcağızın kalbini paramparça etme. Yemekten döndüklerinde neredeyse ellerini tutacak hale gelse bile sonrasında “Elbise üstünde eğreti durmuş!” diyecek kadar da gözlerini yeniden ondan kaçırıyor. Açıkçası ben böyle sevgileri pek sevemiyorum arkadaşlar. Yani içindeki peri kızı çıkınca sevecekse, ötede sevebilir diye düşünüyorum. Gerçekten gören bir göz, Efnan’ın bu güzel ve gerçek halini de görebilirdi, tıpkı Pierre gibi…

Efnan, Maksude’nin doğum gününe gittiğinde insanların aşağılayıcı bakışlarına maruz kalacağını düşünememişti. Yemek yemesinden, konuşmasına kadar herkesin üstten baktığı Efnan, bana kalırsa o evdeki en güzel ayrıntıydı. Masadan tutun da insanlar arasındaki ilişki o kadar yapaydı ki orada kaba saba görünen ama aslında tek gerçek olan insan Efnan’dı. Keşke bunu Aziz de görseydi ama ne yazık ki Efnan’ı gören gözler her zaman Pierre’e ait oluyor.

Delege Pierre, Efnan ne yaparsa yapsın ona insan muamelesi çeken, varlığını bir kadın olarak kabul eden tek insan olarak karşımıza çıktı. Adamın Fransız olması ve düşman vasfını masadan kaldırırsak aslında Efnan’ı gören tek adam. Onun içindeki peri kızını, parıltısının farkına vardı ve ona göre davranmaya başladı. Masaya geldiğinde ayağa kalkması, mutfağa göndermeye kalktıklarında karşı çıkması, pasta yerken ona yolunu göstermesi ve bu sefer rezil olmasına izin vermemesi çok ince ve güzel ayrıntılardı. Aziz’se Pierre ne zaman Efnan’a ilgi gösterse üstten üstten bakmakla yetindi. Şimdi bunun korumacı olmakla da alakası yok bence. Daha içgüdüsel diye düşünüyorum.

Pierre Efnan’dan etkileniyor ve bunu da saklamıyor. Sınıfsal olarak en üst mertebe ona ait olsa da delegede bunu pek görmüyorum. Aziz’se ne kadar etkilense de bunu saklamak için ne yapacağını şaşırmış vaziyette. Efnan ona layık değil bu yüzden de kendisine ondan etkilenme izni vermiyor ama bazı zamanlarda da engel olamadığını görüyorum. Bunun bariz örneği de Efnan’ın türkü söylediği anlardı sanırım. Dilruba herkese rezil olsun diye türkü söylettiği anlarda gördük. Efnan o güzel sesiyle söylemeye başladığı anda herkesin yüzü düşerken, Aziz de Efnan’a bakıyordu. Etkilendi mi evet? Evet etkilendi ama o bir köylü kızıydı, o yüzden Aziz Payidar olarak ona yaklaşmaması gerekiyordu diye düşünüyorum.

Aziz için diyeceğim tek şey bu zaten : Kafası öyle karışık ki nereye yol alacağını, nasıl yapacağını bir türlü belirleyemiyor. Bir tarafı Efnan’dan etkilenirken diğer yanı da hala Dilruba’da ve kendi içinde bu iki kadın arasında mekik dokunmaya başladı. Bir yanda açmamış bir goncagül Efnan, diğer yanda tüm hayatı boyunca sevdiği kadın Dilruba var. Tek bir farksa Efnan her koşulda Aziz’in yanında ama Dilruba’nın  başka öncelikleri de var ve zaten bu anne ondayken Adem’e evlenmekten başka çaresi de yok diye düşünüyorum.

Aziz’in şu anda kalbinde Dilruba olsa da Efnan da onun için önemli bir konumda ancak ne olursa olsun kendine itiraf edemiyor diye düşünüyorum. Şimdi bunu nereden çıkardın diyeceksiniz ama bir düşünelim mi: Pierre neden Aziz’in Efnan hususunda bu kadar sinirini bozuyor? Hatta kıza laf atma noktasına kadar geldi iş. “Arkadaşın Pierre kurtarır bizi” dedi. Halbuki arkadaş olmadıklarını biliyor ama ona rağmen kendini de tutamaz hale gelmiş durumda. Bana kalırsa klasik erkek egosu var. Efnan’da bir şeyler var ve bunu sadece kendisi görüyor diye düşünürken biri çıktı ve onu kendisinden de güzel bir şekilde görmeye başladı. İnci tanesine yol gösterip, parlatabilecek potansiyele sahip olması da cabası. Aziz için çarpan iki kalp var ama Aziz her defasında ikisini de paramparça ediyor. Bazen diyorum, acaba yalnız kalması herkes için daha mı iyi olur?

Efnan ve Dilruba birbirinden çok farklı iki kadın. Bana kalırsa burada gururlu olan Efnan, Dilruba değil. Efnan ne olursa olsun sevdiği için her şeyi yapsa da bir noktadan sonra geride durmayı da hatta gitmeyi de biliyor. Çünkü o bir köylü kızı ve Aziz’in ona olan bakışının oldukça farkında. Yine de her şeye rağmen çok sevdiği için yanında ama Efnan’ın umudunun olduğunu da sanmıyorum. Aksi olsa Kenan’la konuşurken daha umutlu olurdu ama zafen kendine söylenenleri bildiği için, Kenan’a da durunun gayet farkında olduğunu göstererek kendini ifade etti.

Efnan kendini ifade etme hususunda da varlığını olduğu gibi kabul etmesi konusunda da sıkıntı yaşamıyor ama bir sorunu var : Aziz’in onu asla görmemesi. İşin kadın olma durumunu geçtim, güzel bir elbise giydiğinde dahi karşısında ona yapay durduğunu söyleyen bir adam var. Nenesiyle konuşurken Aziz’in onu görmeyeceği gerçeğini çok acı bir şekilde ifade etti.
O yanda hiç bir umudu yok aslında ama bir yanda nene bir yanda Azime onu hep aynı yere itiyor :Sen Aziz’in kaderisin.

Neneyi anlıyorum tabii ki, kadere inanan biri olarak Efnan’a doğru bildiğini söylüyor da Azime öyle değil. Onun derdi ev işleri kendine kalmasın, başlarına başka bir hanım gelip de huzurunu kaçırmasın istiyor. Bu sebeple de Efnan’ı sürekli Aziz’e yönlendiriyor. En azından Efnan onların tuzağına düşecek kadar saf değil de kalbi daha da kırılmadı.

Efnan’ın Aziz’in hayatındaki en neşeli ayrıntı olduğunu düşünüyorum. Ne olursa olsun bitmeyen umudu, güldüren yüzü olmayı başarıyor. Efnan’ın içinde güzel bir kız çocuğu var, her an eğlenmeyi seven, hayata karşı pozitif olan bir kız. Aziz de onun bu hallerini seviyor olacak ki ne zaman üzgün olsa bir şekilde onunla oluyor. Zaten her olayda küsüp, barışması bile onun içinde iflah olmaz bir çocuk yattığını göstermiyor mu? Küsmekle ilişki bitirmek arasında fark vardır. Birinde çocuksa bir kırgınlık varken diğeri başkadır. Efnan hep Aziz’e çocukça küsüp, Aziz onu fark etsin istiyor ama olamıyor ne yazık ki…

Aziz, Efnan’ı göremez çünkü dışına içinden daha çok bakıyor. Ondaki doğallığı görgüsüzlük olarak gördüğü için de bir süre daha farkında olmasa da o vazoya papatya koyması en azından Efnan’ın gözündeki şeklinin ne olduğuna dair de ipucu veriyor bence. Doğadan, saf, temiz ama Aziz’e göre değil… Bu kadar basit.

Efnan görülür olmak istiyor, Pierre de onu tam da bu noktadan yakaladı. Oğlunun gerçek katilini ararken kurbanın kim olduğunu artık bilmesi her şeyi değiştirdi. Ben aslında ona bir şey yapar derken, Efnan’a yardım etmeye karar verdi. Hem kendi istsiğini elde edecek, hem de o saklı cenneti dışarı çıkarabilecek. Şimdi işler nasıl olur bilmiyorum ama Efnan’ın Pierre hayatında önemli bir yere sahip olacağını düşünüyorum ve umarım onu kararından döndürecek kadar da tesir eder diye dua ediyorum.

Pierre ve Efnan arasında bir şey olsun değil derdim ama o çocuğun kaderi delegenin ellerinde ve o Aziz’i cezalandırmak için küçücük bir çocuğa kıyabilecek biri. Bu sebeple umarım Efnan, bu kararından adamı döndürecek kadar yakınlaşabilir diyorum yoksa ciğerim yanacak. Her şeyin bedeli vardır ama bu kadar ağır olmaması lazım. Umuyorum Aliş bir şekilde kurtulabilir.

Yazıma burada son veriyorum. Aziz’in vatanı ve kalbi için verdiği mücadele onu nereye götürür bilmiyorum ama olaylar daha yeni başlıyor diye hissediyorum.

Bu haftalık da bu benden bu kadar. Emek veren herkesin yüreğine sağlık olsun.
Haftaya görüşmek üzere, sevgiyle kalın ve mucizelere inanmaktan asla vazgeçmeyin.